I-SEKTÖRÜN DURUMU

Ülkemiz ekonomisine üretim, istihdam ve ihracat bakımından katkılarını yıllardır sürdüren tekstil ve konfeksiyon sektörü, Dış Ticaret Müsteşarlığı(D.T.M.) ve Devlet İstatistik Enstitüsü(D.İ.E.) verilerine göre yaklaşık olarak  22 milyar dolar düzeyinde üretim değerine ve GSMH içerisinde % 11, sanayi üretiminde % 16,3, imalat sanayi üretiminde % 18,7, toplam istihdamda % 11, sanayi istihdamı içerisinde % 30, toplam ihracatta % 27,5, toplam ithalatta % 6,5 paya sahiptir.Tekstilde dünyanın 10. ve AB’nin 2. en büyük tedarikçisi, konfeksiyonda dünyanın 4. ve AB’nin 2. en büyük tedarikçisi konumundadır. Sektörün % 80 düzeyinde olduğu öne sürülen kayıt dışı dikkate alındığında, ülkemiz ekonomisi içindeki gerçek ağırlığının daha da büyük olduğu açıktır.

Ülkemiz tekstil ve konfeksiyon sektörü yatırımları son yıllarda, ağırlıklı olarak teşviklerin de etkisiyle, Marmara bölgesinden Anadolu’ya kaymıştır. Ayrıca, yine yatırımlardaki maliyet avantajları nedeni ile son yıllarda Romanya, Bulgaristan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan’a, Ürdün’e ve ayrıca Güney Afrika’ya  kaydığı da görülmüştür. Söz konusu ülkelerde istihdam maliyetlerinin çok ucuz, enerji fiyatlarının düşük olması, uygulanan geniş teşvik avantajları ve hammadde kaynaklarına yakınlık nedeni ile bu ülkelerin tercih edildiği bilinmektedir.

Ülkemiz tekstil sektörünün en büyük pazarı AB ve ikinci büyük pazarı ise ABD’dir. Ülkemiz, 2005 yılından itibaren dünya tekstil ve konfeksiyon ticaretine getirilen kısıtlamaların kaldırılmasıyla, AB’de Gümrük Birliği avantajlarını kaydederken karşısında yeni, geniş ve kısıtsız piyasalar nedeniyle daha dikkatli davranmak durumundadır.

Özetle; ülkemiz bugün iç ve dış pazarlarda(özellikle AB ve ABD pazarlarında) maliyet avantajları nedeni ile ucuz ancak kalitesiz uzakdoğu ve özellikle Çin malları tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Sektörde kotaların tamamen kalkmasından en fazla etkilenecek olan ülkemizdir. İşte, böylesi bir dönemde eğer sektörün mevcut sorunlarına taraflar arasında işbirliği, diyalog ve koordinasyon içerisinde çözüm bulunabilirse sektörün karşı karşıya bulunduğu bu tehditler ülkemiz açısından gelecekte fırsata dönüşebilecektir. Aksi halde, emek yoğun bir sektör olarak tekstil ve konfeksiyon sektörünün üretim, istihdam ve ihracat bakımından büyük sıkıntılar yaşaması muhtemeldir.